• Ana Sayfa
  • »
  • KÜRTAJIN HUKUKİ VE CEZAİ BOYUTLARI

KÜRTAJIN HUKUKİ VE CEZAİ BOYUTLARI


Kürtaj veya küretaj rahim içerisindeki gebeliğin çeşitli yöntemlerle alınması işlemidir.

 

Kürtaj sadece istemli gebelik alınması için yapılmaz, düşükten sonra içeride kalan gebelik parçalarını almak için veya ölü gebelikleri, boş gebelik gibi durumları almak için de yapılır.

 

 

 

Kürtaj işleminin bizi ilgilendiren iki boyutu var:

 

Ceza ve Hukuk boyutu.

 

Türk Hukuk Sistemi TMK`da cenine bir rol biçmiştir.

 

TMK`nın 28. maddesi der ki, "Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer.

 

Çocuk hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla, ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde eder."

 

 

 

Okuduğumuz maddeden anlayacağımız üzere, kişilik doğumla başlamaktadır.

 

Ancak bir takım kaygılarla hak ehliyeti ceninin ana rahmine düştüğü ana kadar geri götürülmektedir.

 

Amaç burada cenini mirastan hak kazanır hale getirmektir.

 

Daha iyi bir anlaşılır dil kullanmak gerekirse, örneğin anne hamile iken babanın vefat etmesi halinde miras anne karnındaki cenine de kalacaktır.

 

 

 

Esas tartışma noktasını oluşturan işin ceza boyutudur.

 

Ceninin dış etkilerle veya bizzat kürtaj işlemiyle hayatının sona erdirilmesi kanunla sınırlandırılmıştır.

 

Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenmiş olan Kasten Öldürme m.81`de olay şöyle değerlendirilmiştir:

 

`Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır`.

 

 Bu kanun maddesine göre kişi ancak sağ doğmuş olmak şartıyla kasten öldürme suçunun mağduru olabilmektedir.

 

Diyelim ki,  hamile bir kadının karnının tekmelenmesi sonucu cenin düştü.

 

Bu durumda yargılama TCK 81`den değil, TCK 99 ve devamı maddelerine göre "Çocuk Düşürtme" maddesinden olacaktır.

 

 

 

TCK`nın 99 ve 100. maddeleri şunu der:

 

Madde 99- (1) Rızası olmaksızın bir kadının çocuğunu düşürten kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

 

 (2) Tıbbi zorunluluk bulunmadığı halde, rızaya dayalı olsa bile, gebelik süresi on haftadan fazla olan bir kadının çocuğunu düşürten kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu durumda, çocuğunun düşürtülmesine rıza gösteren kadın hakkında bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.

 

 (3) Birinci fıkrada yazılı fiil kadının beden veya ruh sağlığı bakımından bir zarara uğramasına neden olmuşsa, kişi altı yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır; fiilin kadının ölümüne neden olması halinde, onbeş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

 

 (4) İkinci fıkrada yazılı fiil kadının beden veya ruh sağlığı bakımından bir zarara uğramasına neden olmuşsa, kişi üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır; fiilin kadının ölümüne neden olması halinde, dört yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

 

 (5) Rızaya dayalı olsa bile, gebelik süresi on haftayı doldurmamış olan bir kadının çocuğunun yetkili olmayan bir kişi tarafından düşürtülmesi halinde; iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan diğer fiiller yetkili olmayan bir kişi tarafından işlendiği takdirde, bu fıkralara göre verilecek ceza, yarı oranında artırılarak hükmolunur.

 

 (6) Kadının mağduru olduğu bir suç sonucu gebe kalması halinde, süresi yirmi haftadan fazla olmamak ve kadının rızası olmak koşuluyla, gebeliği sona erdirene ceza verilmez. Ancak, bunun için gebeliğin uzman hekimler tarafından hastane ortamında sona erdirilmesi gerekir.

 

 

 

 Madde 100- (1) Gebelik süresi on haftadan fazla olan kadının çocuğunu isteyerek düşürmesi halinde, bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.

 

 

 

Yani anlayacağımız gibi, 10 haftasını doldurmuş olan ceninin düşürülmesi annenin rızası olsa dahi suç kabul edilmektedir.

 

10 haftasını doldurmuş bir ceninin düşürülmesi ancak tıbbi gerekliliğin bulunması haliyle mümkündür.


İzlenme Sayısı:1382

  • PAYLAŞ