BİR MÜZİK SERÜVENİ


Müfit, küçük yaşlarda radyodan dinlediği türküler, şarkılar, arabesk müzikler,Türk pop parçaları ile büyümüştü.

 

Televizyon olmadığı için o yıllarda TRT’de arasıra caz müziği, oda müziği, yabancı slowlar ve popla ilgili programlar da düzenlenirdi. Müfit, yerli ve yabancı müziğe bir dinleyici olarak başladı, daha sonra yine dinleyici olarak ilgisini sürdürdü.

 

Kendi ülkesinin müziğine zaten alışmış ve doymuş bir insan olarak bu sefer yabancı müziğe dair araştırmalarda bulunmaya başlamıştı.

 

Artık radyo devri aşılmış, televizyon ve kaset devrine girilmişti. Araştırmalarını müzik kitapları, dergileri ve kasetler ile yapıyordu. Bir yandan müzik türlerini inceliyor, diğer yandan sanatçıların hayatlarını okuyor, öbür yandan da kasetlerini dinliyordu.

 

Önce klasik müzikten yola çıktı.Şopen,Mozart, Haydn, Beethoven , Vivaldi…Hoş bir müzikti. Dinlendiriciydi. Ancak hep enstrümantal oluşu, sözlü olmayışı Müfit’i sıktı. Blues’a yöneldi. Blues’da ise o kadar çok söz vardı ki sürekli şekilde konuşmalar bu sefer onu baydı. Pop ve rock müziği ile ilgili araştırmaları ise giderek yaşlanmaya başladığı için ona çok hızlı ve hareketli geliyordu. Bir ara country müziğe yöneldi. Bu müzik western müzikti, diğer adıyla kovboy müziği çok hoşuna gitti. Zaten kovboy filmlerini de eskiden beri zevkle seyrederdi. Yabancı müzik içersinde slow parçalar ve unforgettable (unutulmayanlar) serisi ise harikaydı.

 

Yabancı müzik araştırmalarını yaparken ne çok konuşulan, ne de sadece çalgılarla çalınan bir tür olmayan caz müziği ile karşılaştı. Bu müzikte söz de , çalgılar da ölçülüydü. Müfit, caz müziği dinlerken ne sıkıldı, ne de bayıldı. Cazın tam kendisi için yaratılmış bir tür olduğunu anladı.Artık o bir cazcıydı.

Ragtime, New Orleans, Chicago, Swing,Bebop, Cool, Free Jazz, Latin Caz, Fusion gibi caz akımlarını anlamaya çalışıyor; Louis Armstrong, Sidney Bechet, Duke Ellington, Hawkins, Billie Holiday, Lester Young, Count Basie, Charles Mingus, Charlie Parker, Dizzy Gillespie, Miles Davis, Coltrane, Monk, Rollins, Keith Jarret gibi cazın ünlü ses ve çalgıcılarını dinliyor, bu müzikten çok zevk alıyordu. Caz kültürü kendisi için yepyeni bir hayattı. Piyano, saksafon, trompet, trombon, gitar, keman,klarnet, bass, davul, org ve caz şarkıları özgürlüğün sesiydi.

Yıllar geçti, caza karşı ilgisi hiç ortadan kalkmadı, hiç azalmadı. Devir değişmiş, teknoloji çok gelişmiş, CD ve DVD’ler çıkmıştı. İnternet ise Müfit’in araştırma ve dinlemelerini en yüksek seviyeye çıkarmış, kendisini müzik bahçesi içersinde buluvermişti.

Müfit; artık caz müziği dinlemek için kaset, CD, DVD, aramıyor. İnternetten ‘’Deezer’’’e basıyor, istediği caz sanatçısını yazıyor, hemen sanatçıların albümleri ile karşılaşıyor. Cazın büyülü dünyasına bir çırpıda ulaşıveriyor.

Eskiden kasetçi kasetçi dolaşıp caz kasetlerini aradığı Kuşadası cadde ve sokaklarında Ada’da doğan dünya çapında Türk cazcı ‘’Mafi’’nin heykelinin dikilmesi ise aklına hiç gelmeyecek bir hayal gibi geliyor Müfit’e…What a wonderful world…


İzlenme Sayısı:474

  • PAYLAŞ