DEĞİŞİM


Hemen yan sokağa saptı Osman.

                          Selçuk’un geldiğini görmüştü ta karşıdan. Gençlik yıllarından tanırdı Selçuk’u. O yıllarda Osman sosyalizmi savunur, gençlik örgütlerinde yer alır, afişe çıkar, miting ve yürüyüşlerde ‘’Tek Yol Devrim’’ diye bağırır, faşistlere saldırmaya can atardı. Selçuk da bu bildiği faşistlerdendi.

                          Yıllar geldi geçti. Osman işyerinden ve kendisine kalan mirastan dolayı bir hayli zenginleşmişti. Ev, araba, arazi, arsalar, bankada paralar Osman’ı bir hayli rahatlatmıştı.

                           Şimdi o bir kapitalistti. Kapital sahibi oluşu ise onu çok değiştirmişti. Sosyalizm, solculuk, devrimcilik gibi kavramları çok anlamsız bulmaya başlamıştı. Bana ne başkalarının durumundan diye düşünür olmuştu. ‘’Elalemi ben mi kurtaracağım. Memleketi ben mi kurtaracağım. İşçileri ben mi kurtaracağım. Dünyayı ben mi kurtaracağım. İnsanlar birbirlerini yerlerse yesinler, ben rahatıma bakarım.’’

                          Selçuk’un durumu ise çok farklıydı. Onu gençliğinde incelediğimizde karşımıza sosyalizmden, ekonomiden, paradan hiç anlamayan bir insan çıkıyordu. Sosyalizm demek Moskofluk demekti onun için. Selçuk milliyetçi bir gençti. Onun kitabında solculuk, Rusçuluk,  Çincilik yazmazdı. Sosyalizmin karşısında yer alıyordu.

                          Ancak yıllar Selçuk için de gelip geçmişti. Bugüne kadar çok zor şartlar altında geçimini sağlamıştı. Çeşitli yerlerde işçi olarak çalışmış, boğaz tokluğuna yaşamış, yolsuzluklara, hırsızlıklara adı karışmamış, alın teri ve emeği ile elde avuçta bir şeyi olmadan zar zor ayakta kalmaya çalışmıştı. Bu süreler içersinde çeşitli kitaplar okumuş, fikir dünyasına sosyalizmi de kazandırmış, daha değişik bir insan olup çıkmıştı.

                           Osman, hem kendisindeki değişikliğin hem de Selçuk’taki değişikliğin farkındaydı. Selçuk da Osman’ın eski Osman olmadığını anlamıştı. Ne  Selçuk eski Selçuk, ne Osman eski Osman’dı.

                            Selçuk şimdi yoksul durumda olan insanları, emeği sömürülen işçileri, işsiz dolaşan yüzlerce Türk gencini ve borç batağına dalmış olan küçük esnafları savunuyor. Osman ise böyle şeyleri aklına bile getirmek istemiyor, bu konulardan sıkılıyor ve sosyal gerçeklerden mümkün olduğu kadar kaçmaya çalışıyor. Rahatına, keyfine, dalgasına bakıyor. Lüks bir hayat yaşıyor.

                            Ve yolda Selçuk’la karşılaştığı zaman, sinirleri bozulmasın diye, hemen yan sokaklara sapıyor.


İzlenme Sayısı:818

  • PAYLAŞ