KAHRAMAN HAİN


Zeynel ve Cezmi çırçır fabrikasında çalışan birbirine düşman iki işçi idi. Her karşılaştıklarında ikisinin de asabı bozulurdu.

O sıralarda Türkiye siyasi kamplara ayrılmış; okullarda, işyerlerinde, kurumlarda, fabrikalarda, mahallelerde insanlar adeta birbirlerini fişlemişlerdi.

Zeynel’e göre kendilerini sosyalist olarak adlandıranlar, ikide bir işçi haklarından bahsedenler hain, Cezmi’ye göre ise milliyetçilikten ve tarihten bahsedenler faşist, şovenist görüşlü insanlardı.

Fabrikaya balyalar halinde gelen pamuklar depolara kaldırılır, daha sonra bu pamukların çekirdekleri makinelerle alınır, saf pamuklar prese haline getirilir ve büyük şehirlere kamyonlarla gönderilirdi.

Fabrikadaki işçilerden bazıları siyasi ideolojilerine göre sabahtan gazetelerini alırlar, boş zamanlarında okurlar ve birbirleriyle tartışmaya girişirlerdi. Bazen fabrika bahçesindeki tartışmalar kavgaya dönüşür, taşlı-sopalı saldırılar sonucunda işçilerin hastaneye taşındıkları olurdu.

Zeynel ile Cezmi de birkaç kez ağız dalaşından sonra kavgaya tutuşmuşlar, birbirlerine yumruklar atmışlar, bir seferinde de hastanelik olmuşlardı. Zeynel’in kafası yarılmış, Cezmi’nin de kolu yara bere içerisinde kalmıştı.

Bir gün fabrikada aniden büyük bir yangın çıktı. Günlerce, hiç kimsenin fark edemediği, için için yanan pamuk balyaları patlama noktasına gelmiş ve depolardaki pamuklar alevler içerisinde yanıyordu.

Fabrika sahibi, yöneticiler, muhasebeciler, bekçiler, hamallar, işçiler her biri büyük bir telaşla ateşlerin çıktığı yerlere koşturuyor, yangını söndürmeye çaba sarf ediyorlardı.

Yangın, çırçır makinelerinin bulunduğu atölyelere de sıçramış, binaların içerisinden dışarıya dumanlar ve alevler çıkmaya başlamıştı.

Yönetici ve çalışanlar çaresizlik içerisindeyken Zeynel, Cezmi’nin aniden fabrika önünde belirdiğini gördü. Cezmi o gün dışarıdaydı ve herhalde fabrikada yangın çıktığını yeni duymuştu. Zeynel, Cezmi’nin çılgın adımlarla, hızlıca avluya geçip atölyelerin kapısına fırladığını izledi. Cezmi, bir yandan sağa sola koşturuyor, bir yandan naralar atıyor, etraftan su dolu kovaları kaptığı gibi içeriye dalıyor, duman ve alevlerin içerisinde makinelerden çıkan ateşleri söndürmeye çalışıyordu.

Zeynel çok şaşırmıştı. Cezmi’nin alevlere ve patlamalara rağmen fabrikanın içine dalması, bir iki işçiyi sırtlayıp dışarıya çıkarması, onları boğulmaktan ve yanmaktan kurtarması Zeynel’in olumsuz düşüncelerini birden ortadan kaldırmasına neden oldu. Yahu bu adam hain olamazdı, ateşlere dalıyor, işçileri kurtarıyor, yanmakta olan makineleri söndürmeye çalışıyor, pencereleri kapıları açıyor, içeriye su taşıyor, neredeyse tek başına itfaiye görevi yapıyordu. Ateşten, alevden, dumandan, patlamadan korkmuyor, adeta yangınla boğuşuyordu.

Daha sonra itfaiye arabalarının da gelmesiyle yangın altı-yedi saat içerisinde söndürüldü.

Bu olay; Zeynel’in, düşman arkadaşı hakkında düşüncelerini değiştirmesine yol açtı. Cezmi artık onun gözünde bir hain olamazdı, o artık bir kahramandı.

Bir daha ne onun aleyhinde konuştu ne de etrafındaki insanların onun aleyhinde konuşmalarına izin verdi. Onu her gördüğünde sessizce ve saygıyla ona selam verdi.


İzlenme Sayısı:892

  • PAYLAŞ