MUZİPLİK


Küçüklükten beri muzip bir çocuktu Kenan. Evde, sokakta, okulda, çarşıda, her yerde muziplik yapmadan duramazdı.

O gece; Seçkin’deki sinemadan dönmüş, fakat filmin etkisinde kalmış olmalı ki gece gözünü uyku tutmamıştı. 

Yatağa giriyor, gözlerini kapatıyor, koyunları sayıyor, fakat uyuyamayınca tekrar ayağa kalkıyordu. Yaz gecesi olduğundan, belki balkondaki kanepe üzerinde uyuyabilirim düşüncesiyle balkona çıktı. Evdekiler ise derin uykudaydı. Gecenin üçü olmuştu. Kenan hâla uykusuzdu. Balkonda etrafına bakınmaya başladı. Sokaklar karanlıktı, gece lambaları bazı yerleri aydınlatıyordu. Kuşadası uyuyordu. Ada’nın ışıkları yarı yarıya sönmüş, sessizlik içerisindeki ilçe yeni bir günün doğumuna hazırlanıyordu.

İhtilâlden evvelki günler yaşandığı için, gençler ellerinde boya, badana, kovalar ve fırçalarla gece yarıları ortaya çıkıp duvarları sloganlarla dolduruyorlardı.

Kenan, karşı mahallenin sokağından bir takım gürültülerin geldiğini duydu. Loş ışıkların altında dört-beş kişi bir evin duvarı önüne gelmişler, yazı yazmaya başlamışlardı.

Hızlı hızlı hareket ediyorlar, uzaktan bir kişi gözcülük yapıyor, onlar da kovaların içersine fırçalarını sokup kocaman  harflerle yazılarını yazmaya çalışıyorlardı.

Kenan’ın aklına yine bir muziplik yapmak gelmişti. Hemen evlerinin içine girdi. Kardeşi Ufuk’un zaman zaman oynadığı bekçi düdüğünü çekmecelerden aradı. Az sonra tekrar balkondaydı. Biraz uzakta olduğu için ve etrafta çok sayıda ev olduğu için yazıcılar onu fark etmemişlerdi. Kenan, ne olur ne olmaz masanın arkasına saklanayım dedi. Ve yere çömeldi. Gençler yazmaya devam ediyorlardı. Tam duvarda “KAHROL” yazısı belirince Kenan elindeki düdüğü ağzına götürdü, “Fffiiiiuuuuyyyttt!” diye öyle bir kuvvetli üfürdü ki, adeta bütün mahalle düdük sesiyle inledi.. Düdük durup durup acı bir şekilde tekrar tekrar çalıyor, nereden geldiği de tam olarak anlaşılmıyordu.

Gençlerin ödü kopmuştu. Mahalle bekçisi geliyor diye düşündüler. Birdenbire dağıldılar. Kimisi yan sokaklara saptı, kimisi de evlerin bahçelerine saklandılar. Boya, badana kovaları ellerinden düştü, yerlere boyalar döküldü, fırçalar sağa sola fırladı. Yazı da “KAHROL” şeklinde öylecene duvarda kaldı.

Bu arada olayı karşıdan seyreden Kenan, bir adamın o tarafa doğru koştura koştura geldiğini fark etti. Bu gelen mahalle bekçisiydi. Elinde düdüğüyle bu sefer o ortalığı inletiyor, yazı yazılan duvarın önünde hapishane avlusunda volta atar gibi gidip geliyor, neler olduğunu anlamaya çalışıyordu. Daha evvel çalan düdük seslerini duyduğundan acaba diğer bekçi arkadaş da mı burada diye bakınıp duruyordu.

“KAHROL” yazısı günlerce, aylarca evin duvarı üzerinde kaldı. Gelen geçen bu yazının neden yarıda kaldığını anlayamadı.

Ancak, ihtilâlin ikinci günü Belediyeden bir-iki insan gelmiş ve duvardaki garip yazıyı badana yapıp kapatmışlardı…

Kenan’ın muzipliğini başka bir Kenan ortadan kaldırmıştı…

İzlenme Sayısı:872

  • PAYLAŞ