• Ana Sayfa
  • »
  • ÖYKÜCÜLÜĞÜMÜN HİKÂYESİ

ÖYKÜCÜLÜĞÜMÜN HİKÂYESİ


Öykünün ne olduğunu ben tarif etmeye kalksam “Anlık bir olaya büyüteçle bakmak” diye tarif ederdim.

Doksanlı yıllardan bu yana hep makaleler yazmışımdır. Hiç tahmin etmediğim bir şekilde bu yılın başından itibaren öyküler yazmaya başladım.

Sonra bir baktım, onbeşe yakın öyküm oluvermiş. Sevdim bu işi… Okuyucularım öykülerimi daha çok okuyor ve daha çok seviyorlar. Makaleler kesin hükümlü ve ağır olduğu için belki, okuyucu sıkılıyor.

İlk öyküm “Eğitimin Karanlık Çağları” nda bir üniversite öğrencisinin anarşik olaylar nedeniyle okulunu bitiremeyişi anlatılıyor.

İkinci öyküm “Süleyman’ın Sırrı”, Söke’de ortaokul öğrencisi Ali’nin, arkadaşı Süleyman’ın sırrını keşfetmesini hikâye ediyor.

Üçüncü öyküm “Ada’nın Çıyanları” nda eski Kuşadası’nda,Adanın örgütlü gençlerinin Semih ile karşılaşması konu ediliyor.

“Sıkıntı” isimli öykümde, bunalım içerisindeki bir gencin Kuşadası kıyılarında gece vakti başından geçen olayı okuyoruz.

“Ziyaret” isimli hikâyem Çakırcalı Mehmet Efe’nin, Osmanlı zamanında ilk Kuşadası Belediye Başkanını gizlice takibe gelmesi anlatılıyor.

“Üçüncü Kat”, yetmişli yılların Bodrum’unda çarpık kentleşmeye karşı uyanık davranan ilçe halkını bize hikâye ediyor.

“Merhaba!” ; Hüseyin’in babasının dükkânında çalışırken farkında olmadan Halikarnas Balıçısı Cevat Şakir ile karşılaşmasını bize aktarıyor.

“Nöbet” ise, migrenli devlet memuresi Şaziye Hanım’ın trajik durumunu gözümüzün önüne seriyor.

“Şarap”, Kuşadası Sahil Sitelerinde üç arkadaşın başından geçen, içkinin şişede durduğu gibi durmadığını anlatan bir öykü.

Şencan Hanım’ın arkadaşı Makbule Hanım’la Kuşadası Sahil Sitelerinde girdiği denizde boğulma tehlikesini “Korku” isimli öyküde izliyoruz.

“Dürbün” bize Söke’deki okul kaçağı hınzır Zeki ile, Fizik Hocası Niyazi Bey arasında geçen macerayı canlandırıyor.

“Didim’de Aşk Başkadır” ayrı cinsten iki gencin, ayrı ayrı insanları sevmeleri nedeniyle aralarında oluşturdukları arkadaşlıktan bahsediyor…

Öyküler yazmaktaki amacım, Kuşadalı bir öykü yazarı var olduğunu, Kuşadası’ndan bir hikayecinin çıkabileceğini ispat etmektir.

Fransa’dan Bir Maupassant, ABD’den bir Erksine Caldwell, Rusya’dan bir Çehov çıkabilir de Türkiye’den niye çıkamasın?

Balıkesir Gönen’den bir Ömer Seyfettin, İstanbul Burgaz adasından bir Sait Faik, Tekirdağ Çorlu’dan bir Memduh Şevket Esendal çıkabilir de Aydın Kuşadası’ndan niye bir Halil Akgün çıkamasın?

Tüm insanlar için olmayabilir ama, biz Kuşadası’nda yaşayan insanlar için dünyanın merkezi Kuşadası’dır. Biz de Kuşadası için okuyor, Kuşadası için yazıyoruz…


İzlenme Sayısı:1745

  • PAYLAŞ