• Ana Sayfa
  • »
  • SİYASET VE FELSEFE İLİŞKİSİ

SİYASET VE FELSEFE İLİŞKİSİ


Felsefe biliminin  her türlü soruya araştırmacı ve düşünsel bir çizgiyle yaklaşması, siyasetle ilgilenen insanların da felsefeyi iyi bilmesiyle birleşerek felsefede yeni bir kavramın  doğmasına yol açmıştır...Bu kavrama siyaset felsefesi diyebiliriz. Siyaset felsefesi ana hatlarıyla ; bireyi, toplumu, devleti, iktidarın kimde olacağını, genel hatlarıyla ekonomiyi ve bireyin devletle ve iktidarla olan ilişkilerini ele alır. Siyaset felsefesi siyasetle ilgili her türlü soruya özellikle siyasette oluşan kriz ve paradokslara (çelişkilere) yanıt bulma çabası içindedir.

           Siyaset felsefesi bir bütün olarak siyaseti, toplumların gelişme süreçleri içinde siyasetin amaçlarını, siyasetin doğasını, siyasetin ne olduğunu ve kapsamını araştıran bir felsefe dalıdır.

          Siyasi sistemlerin insanlar üzerindeki etkileri, düşünürleri siyaset üzerine düşündürmeye başlamış ve siyasetin içindeki çıkmazları teker teker incelemeye almalarını sağlamıştır. Örneğin Karl Marx (19. yüzyıl filozofu ve ekonomisti) yaşadığı dönem süresince Adam Smith’in kurucusu sayıldığı kapitalizmin insanı ve emeği nasıl ezdiğini görmüş, kapitalizmin yapı taşlarını okuyucularına teker teker göstererek çürütmüş ve yeni bir sistem ortaya atmıştır. Bu örnekte görüldüğü üzere, siyaset felsefesiyle uğraşan kişilerin aslında birbirlerini dolaylı ve bazen de doğrudan yollarla etkilediği sonucuna varıyoruz…

         Felsefenin ilk defa Yunanistan’da ortaya çıktığını bildiğimize göre, siyaset felsefesinin de Yunanistan’da çıktığını varsayabiliriz; çünkü siyaset (ilkel bile olsa) eski çağlarda dahi vardı. Zaten Yunan’da siyaset, güvenlik güçlerine veya devlete ait olaylar biçiminde tanımlanmıştır. Siyaset felsefesinin Aydınlanma Çağı’yla birlikte hızlı bir gelişim göstermesi, Avrupa’daki entelektüel kesimi siyasete ve siyasetin temellerine götürdü. Aynı zamanda Avrupa’da Sanayi Devrimi’nin gelişmesiyle büyüyen sınıfsal ve sosyal farklılıklar siyaset düşünürlerini, toplumdaki kitleleri sınıflara ayırmaya götürerek, siyaset felsefesinin toplumu daha derin bir şekilde incelemeye almasını sağlamıştır.

       Siyaset felsefesi imparatorlukların yıkılmasıyla da büyük bir önem kazanmıştır. Bu önemin nedeni, artık halkın kendini nasıl yöneteceği, iktidarı nasıl seçeceği ve bunun gibi sorulara cevap bulma sorunuydu. Eski sistemin yerini hangi sistem dolduracaktı? Krallardan kurtulmuş halk yeni başkanını nasıl seçecekti? Devleti nasıl teşkilatlandıracaktı? Hukuk kurallarını ve anayasayı kim düzenleyecekti?

       Tarihte yukarıda bahsedilen sorulara yanıt aramış birçok filozof vardır. Bu filozoflardan en tanınmışları John Locke, Niccolo Machiavelli, Montesquieu, Adam Smith, Jean-Jacques Rousseau Karl Marx ve Friederich Engels’dir...

       Siyaset felsefesi ile ilgili Philipe Raynaud tarafından Siyaset Felsefesi Sözlüğü de tavsiye edebileceğim incelemeğe değer bir eserdir.Bu sözlük, otorite kavramından hoşgörüye, Makyavel`den Fransız Devrimi`ne, Hobbes`dan Ütopyaya, Çin`den İslam`a, Yahudilikten, Hikmet-i Hükümetten Egemenliğe, Platon`dan Hegel`e, Rousseau`dan Marx`a 140 makaleden oluşan geniş bir yelpaze içinde, siyaset felsefesinin belli başlı kavram ve düşünürlerini siyasal ve düşünsel boyutlarıyla inceleme fırsatı sağlıyor… 

        Sonuçta; siyaset felsefesinin, felsefe ve insanlık tarihi üzerinde kalıcı etkiler bıraktığını söyleyebiliriz. Siyaset felsefesinin bıraktığı izler ve düşünceler kişileri ve toplumları, bazen kaba kuvvete, bazense sadece yeni düşüncelere iterek, insanlığın gelişme çizgisine ve tarihsel süreçteki olaylara katkıda bulunmuştur. Nitekim Aristoteles’e göre insan “politik bir hayvandır.”


İzlenme Sayısı:2495

  • PAYLAŞ